Nasıl tek hayatın tadını

Hayatın tadını çıkarmak için bugün ilk gündür. ... nasıl olsa bol bol dolaşırım deyip Fener’e, Balat’a gidemedim. ... spordan seyahate bütün konuların tek adresi hurriyet.com ... Photo by Anni Roenkae on Pexels.com Tanrı şöyle derdi:Dua etmeyi bırak ve yüreğinle iletişim kur!Senden istediğim şey dünyaya çıkıp hayatın tadını çıkarman. Senin için yaptığım her şeyin tadını çıkarmanı, şarkı söylemeni, eğlenmeni ve hayatın tadını çıkarmanı istiyorum.Kendin inşa ettiğin karanlık, soğuk tapınaklara gitmeyi bırak ve benim evimin ... Hayatın Tadını Çıkaranların Yaşam Felsefesi “Anı Yaşamak” Hakkında 10 Söz. 2 sene önce. ... Oyunun sadece tek bir koşulu var: Harcamayı başaramadığınız meblağ ertesi güne devretmez, akşam hesabınızdan geri çekilir ve bu paranın hiçbir bölümünü ne sebeble olursa olsun saklayamazsınız. ... Nasıl keyifli ... En yeni Hayatın Tadını Çıkar kitapları, yazarları, kitap incelemelerini, kitaplardan alıntıları, yazarlardan sözleri, okurları listeleyebilirsiniz. Başlangıcına bir dön. Ana rahmine düşmeden önce sen hiç yoktun. Ama bak, varlık âlemine çıkarıldın. Akıl ve şuur ile donatıldın. Şefkatli Rabbinin inayet ve rahmet kucağındasın. Buraya sadece “ticaret” için değil, aynı zamanda “keyif” için de gönderildin. 2 ... Hayatın tadını çıkarmak için güzel günlerin gelmesini bekliyoruz. Yaşamı hep yarınlara erteliyoruz. Oysa hayatın tadını çıkarmak tam da her anın kıymetini bilmek anlamına geliyor. Daha iyi bir yaşam mı istiyorsunuz? O zaman, daha fazla beklemeyin. Tam da bugün yaşamın tadını çıkarmaya başlayın... Rafael Santandreu adlı yazara ait Hayatın Tadını Kaçırmama Sanatı kitabı kapıda ödeme, taksit seçenekleri ve Sözcü Kitabevi'nden satın alabilirsiniz. Hayatın Tadını Kaçırmama Sanatı - Rafael Santandreu HAYAT ASLINDA ÇOK BASİT, ONU ZORLAŞTIRAN BİZİZ. Hayata yaşamın tadını çıkarmak için geliyoruz; sevmek Doğal olmayan tek şey, bu korkuların seni hayatın tadını çıkarmaktan alıkoyması. Eğer böyle bir şey varsa, bil ki bu hayatın tadını çıkaramamanın nedeni korkunun kendisi değil, bu duruma senin izin vermendir. Oysa bu durumu tam tersine çevirebilirsin. 20 yıllık araştırma, eğitim ve pratik davet çalışmasının ürünü müellif Prof. Dr. Muhammed el-Arifi diyor ki: 'Hayatın Tadını Çıkar,' bir ay veya bir yılın ürünü değil, yirmi yıl boyunca yaptığım eğitim, inceleme, araştırma ve pratik davet çalışmasının ürünüdür.

Arzulardan arın. Esrarengizi gör. Arzulara bürün. Arzu uyandıranı gör.

2020.09.13 21:39 karanotlar Arzulardan arın. Esrarengizi gör. Arzulara bürün. Arzu uyandıranı gör.

_Kalpteki incelik ise sevgi yaratır. Sözlerdeki incelik güven yaratır. Düşüncedeki incelik derinlik yaratır. Bunlara sahip olan insan ise her zaman kendini aratır. _Bir ülkede saraylar ne kadar çoksa, halk o ölçüde fakirleşmiştir. Saraydaki lüks ve pahalı şeyler ne kadar fazlaysa, tahıl ambarları o kadar boşalmıştır. Başkalarının yoksullaşması üzerine kurulmuş olan bu gösteriş, Haydutların yağmadan sonraki böbürlenmelerinden başka bi şey değil. Buna hırsızların cakası denir. Yol, bu değildir. Budur işte sahte YOL. _Halk açsa Bu üsttekilerin fazla vergi yemelerindendir. Halkı yönetmek güçse bu üsttekilerin her işe karışmasındandır. _Tasalanma sebebim bir bedenimin olmasıdır, Bedenim olmasaydı tasalanacak neyim kalırdı?" _İnsan ne kadar çok bilirse hükmedilmesi o kadar zor olur. Bu nedenledir ki eğiterek hükmetmek isyan getirir, cahil bırakarak hükmetmek mutluluk. _Sadece kendiniz olmak ile mutlu olduğunuzda ve kendinizi kimseyle kıyaslayıp, yarışmadığınızda, herkes size saygı duyacaktır _Kutlu kişinin kendi kalbi yoktur. Yetmiş iki milletin kalbidir onun kalbi. O kendi çocukları gibi bakar hepsine. İyilere iyiyim Kötülere de iyiyim. Çünkü iyiliktir ERDEM. Dost olana dostum Dost olmayana da dostum. Çünkü dostluktur ERDEM. Kutlu kişi sükûnet içinde yaşar. Geniş kalbi dünyaya açık. _Kutlu kişi isteksizliği ister. Değerliye değer vermez. _Mutsuzsanız geçmişte. Endişeliyseniz gelecekte. Huzurluysanız şu an da yaşıyorsunuz. _Brahman rahibi: “Komşunun tanrısını kendi tanrından çok sev!” _Görmek istemeyenden daha kör kimse yoktur. _Zorlanan bir şey, eninde sonunda eski durumuna geri dönecektir. _Başkalarını anlamak olgunluk, kendi kendini anlamak ise daha üstün bir olgunluktur. _Kayıp bazen kazançtan daha fazla yarar sağlayabilir. _Su gibi olmalısın. Kırılmamak için bükül. Düz olmak için eğril. Dolmak için boşal. Parçalan ki yenilen. _Bir insan, doğduğunda yumuşak ve güçsüzdür; öldüğünde, sert ve bükülmez. Bitkiler canlıyken yumuşak ve esnektir; öldüklerinde sert ve kuru. Bu yüzden sertlik ve bükülmezlik, ölümün yoldaşlarıdır, yumuşaklık ve narinlik hayatın yoldaşları. Yumuşaklık sertliğe, dirençsizlik kuvvete karşı zafer kazanır. Biçim alabilen şeyler sert olan şeylerden üstündür. _Zekice olmayan bir davranışa dahi zekice karşılık ver. _Konuşmadan önce düşün; Gereği var mı? Şefkat barındırıyor mu? Kimseyi incitebilir mi? Sessizliği bozacak kadar değerli mi? _Küçük kafalar kişileri, büyük kafalar fikirleri konuşur. _Bilge kişi kendi kişiliğini en sona koyar ama yine de en öndedir _En büyük iyilik su gibidir: sudaki iyi herkese yarar. Su bu iyiliği umursamadan yapar. _Kazanmak yada kaybetmek, hangisi daha iyidir? En iyi lider insanların ancak varlığından haberdar olduğu liderdir. _Tao Karıncayla imparator arasında fark gözetmez. Rahmetini iyiden de kötüden de esirgemez. _Dünya olduğu gibi olağanüstü güzel. _İyilik bilmez gökyüzü. En büyük iyiliği de budur işte. _Doğal olan güzeldir. İnsan içinden öyle geldiği için iyilik yapmalıdır, ödül beklediği için ya da cezadan korktuğu için değil. İçten gelmeden yapılan şeyler de uyum getirmez.
_Tao soyuttur. Ne yükselirken parlaktır ne de batarken karanlık. Tarif edilemez ve anlayışımızın ötesindedir. Başlangıcı ve sonu yoktur._Onu adlandırdık mı, onun sonsuzluğunu yitiririz. Çünkü her söylenen söz, her verilen ad şeyleri “Kendisi olamayandan” ayırır. _Su, TAO’nun simgesidir. O, yumuşak ve uysal, ama taşı yenecek kadar güçlüdür. En ince aralıklara bile sızar. Karşılık beklemeden çevresine hizmet eder. Her zaman en altta, insanların hor gördüğü yerlerde kalır. Bu yüzden de toplayıcı, birleştirici olur. Her yerde çevresiyle uyum sağlar. İçinde bulunduğu kaba uyar. Yine de hiç bir zaman kendi doğasını yitirmez... _Tao, her şeyin kaynağı olan “HİÇLİK”tir. HİÇ iken Bir oluruz. Bir’ken İki oluruz. İki iken Üç oluruz. Üç’ten bin bir tür oluruz. Hiçlik, karşıtlıklar dünyasının kaynağıdır. Birinin içinde ötekinden, erkekte kadından, kadında erkekten, ışıkta gölgeden, toprakta güneşten bir şey vardır her zaman. Her şey karşıtıyla vardır. (Ying Yang.) Tao içerdiği yol olma niteliğinin yanı sıra rehber olmasıyla, aslında aynı anda yapan ve yapılmakta olan gibi iki kavramı içinde barındırır: Hem yönetmen hem aktör, hem besteci hem melodi, hem seyrüsefer cihazı hem seyrin ta kendisi. Üstün insana Yol'dan söz etsen, gayretle işe sarılır. Nasipsize söylesen vay haline, kahkahaya güler. Gülmeseydi, yol, yol olmazdı. İnsanlar yeryüzünü izler, yeryüzü gökleri, gökler Yol'u izler. Yol ise olanı. _ Çılgınlar tanrısal vahiy ararlar Göğün-yerin işaretlerinde. Ben bilgelik ararım Zaman ve dünyanın işaretlerinde. _ Kimileri mucizeleri kutsal sayar. Ben mucize olmayanı kutsal sayarım… _Uyanmış insan işlenmemiş cevheri görür. _Bilge, gece içinde bir okyanus gibi, durgun ve sessizdir ama bir kış rüzgarı kadar yakıcıdır. Bilge kişi bulutlar gibi sürüklenir, belli bir yeri olmadan. yeni doğmuş bir bebek gibi kendini ifade etmeye çalışmaz. Bilge kişi bilir ki kişi yenilerek yenebilir ve yenerek yenilebilir. Bilge kişi kendine önem vermez, ama başkalarının ihtiyaçlarını duyumsar o alçakgönüllü ve utangaçtır, böylelikle diğerlerinin kafasını karıştırır.çocuk gibi görünür ve dinlenir. Bilge kişi kafasında yenmeyi kurmaz ki yenilsin, bir şeye sarılmaz ki yitirsin. bilgenin yolu kurnazlığa kaçmadan çalışmaktır. _Büyük iyilik su gibidir. Doğal olarak akar. Reddeden insana bile faydası olur. Tao gibidir. Bilge kişi de su gibi yaşar, arzusuz ve alçakgönüllü, entelektüel düşünceli, sevecen, adildir. Bilge kişi sessizce çalışır. Ne övgü ne de şöhret aramaz. Uyuyan bir bebek gibi nefes alır ve uyumu gözetir. _Tao yaratır ama saygınlık istemez ve yol gösterir ama karışmaz. Tao seyahat etmeden de bilinip gözlenebilir; ondandır bilge kişinin bakmadan her şeyi görmesi. Her nesne tao nazarında birer küçük evrendir; dünya kainatın küçük evreni, ulus dünyanın küçük evreni, köy ulusun küçük evreni; aile köyün küçük evreni, ve bedeni kişinin ailesinin küçük evrenidir; tek bir hücresinden galaksiye kadar…
Karar aklın durması halidir; karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar; çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz. _Kalite bir erdemdir! O kendini; mekandaki yaşantıda, düşüncedeki derinlikte, sevgideki cömertlikte, İfadelerdeki gerçeklikte İdaredeki düzende eylemdeki etkide doğru zamandaki doğru harekette gösterir. _Kendini bilen bilge. Başkasını bilen bilgilidir. Kendini yenen kudretli. Başkasını yenen kuvvetli Halinden memnun olan zengindir. Nefsini yenen iradeli. Yerini korumayı bilen kalıcıdır, Ölüp de yok olmayan ölümsüz. _Edimsizliğin her şeyden el etek çekmek, eylemsizlik demek değil, tutkulu, hırslı eylemlerden, doğadaki dengeye ters eylemlerden uzak durmak demek. İçine kapalılık demek değil, ukalalık, gevezelik etmemek, çevresine yaşamı ve tutumu ile örnek olarak yol göstermek demek. _Kutlu kişinin bu sınırsız iyiliği karşısında herkesin ağzı açık kalır. _Hep hiçlikte kalanlar görür onun özünü. hep varlıkta kalanlar görür onun yüzünü...” _Edimsizlik, yaşamın akışına aykırı olan eylemlere girişmemektir. _Ezecekler mi birini. Büyütürler onu alabildiğine. Zayıf mı düşürecekler birini. Güçlendirirler onu alabildiğine. Yok edeceklerse birini. Geliştirirler onu alabildiğine. Alacaklar mı elindekini onun. Ona verirler önce bol bol. Budur görmek görünmezi. Yumuşak yener serti. Zayıf yener güçlüyü. Çıkarma balığı derinden. Sırdır düzen. Ele verme sırrını. _Eskinin yetkin ustaları Özlü ve gizemliydiler. Derindiler erişilip bilinmez. Kışın bir ırmağı geçer gibi Çekingen, Komşuların gözü altında gibi Dikkatli, Konuklar gibi sakıngan, Eriyen buz gibi geçici, İşlenmemiş balçık gibi şekilsiz, Vadi gibi geniş. Sis gibi bulanık… _YOL'u yitirmeyen doygunluğu aramaz. Doygunluğu aramayan kalır dolmadan. Hep açık yeni yetkinliğe. _Fazla söz boşa zahmet. İyisi mi içindekini tut içinde. _Su gibidir yüce iyilik. İyidir ki su Binbir türe yarar verir dayatmasız. İnsanların hor gördüğü yerlerde. _En yüce hakanların varlığını Bilmezdi halk. Ne sakıngandı değerli sözleri. İşlerini görürlerdi onlar ve yoluna girerdi. Sonrakiler sayıldı ve sevildi Sonrakilerden korkuldu _Ahlak yok olduğunda doğru davranış biter ve çıkarcılık ortaya çıkar. Çıkarcılık; düzensizliğin başlangıcıdır. _Beş renk gözü kör eder, beş sesse, kulağı sağır. Beş çeşni, tat alma duyusunu köreltir. Fazla düşünmek zihni zayıf düşürür, arzular ise kalbi öldürür. Denge ve ihtiyaç önemlidir. _Bir şeyi daraltmak istiyorsan, Önce onu genişletmelisin. Bir şeyi zayıflatmak istiyorsan, Önce onu güçlendirmelisin. Bir şeyden ayrılmak istiyorsan, Önce onunla birleşmelisin. Bir şeyi almak istiyorsan, Önce onu vermelisin. Buna “ ince kavrayış” denir. _Lao Tse ise toplumdaki çürümenin ahlak dersi verme ve politik önlemler almayla giderilemeyecek kadar derin olduğunu düşünüyordu. Tersine, tüm töreler, kurallar, ahlak, politik girişimler kötülüklerin asıl kaynaklarıydı, insanların doğallıklarına dönmeleri, her türlü tutku ve bencillikten kurtulmaları, toplumsal norm ve değerlerden vazgeçmeleri gerekiyordu. _Derler ki, tüccarın iyisi malını öyle saklarmış ki, onu gören yoksul sanırmış. Arif ve ERDEM’li kişi de odur ki, gören budala sanır, iyisi mi, Siz vazgeçin şu gururlu, hırslı, kibirli halinizden, bırakın şu yakışıksız çabalarınızı “Emirlerle yönetip cezalarla düzenlersen halk yılgın ve utanmaz olur. ERDEM’le yönetir ahlakla düzenlersen halk utanmayı öğrenir ve iyiye yönelir.” Ama gerek “ahlak”, gerekse “yönetme” ve “düzenleme” çabalarının kendisi huzursuzluğun asıl kaynağı Lao Tse’ya göre! _ Asıl tehlikenin büyüğü, asıl sakınılması gereken şey “hortlaklardan” da önce, insanlığa hizmet etme aşkıyla hortlaklara savaş açan kutlu kişiden gelebilecek zarar. _Günümüz yönetimlerinin “tüketim olanakları verip halkı pasifleştirmek” ve “basit halkı bilgisiz bırakmak; aydınların ise gözünü yıldırıp eyleme girişme cesaretini kırmak” türü yöntemlerini kaçınılmazlıkla anımsatıyor bunlar! _Doğru yaşamayı bilen Geçsin ülkeyi bir uçtan bir uca. Rastlamaz tek gergedana kaplana. Geçsin bir ordunun içinden. Ne zırh yarar ne kılıç. Gergedan bulamaz boynuz saplayacak yer. Kaplan bulamaz tırnak geçirecek yer. Kılıç bulamaz keskinliğini gömecek yer. Neden? Çünkü ölümlü yanı yoktur onun. _Yücelerden bilge YOL’u duyunca. İzler onu uyumla. Alçakçalardan bilge YOL’u duyunca Güler ağız dolusu Ve gülmezse bil ki Doğru YOL değildir o. _Bütün keskinlikleri körelt, Bütün düğümleri çöz, Her şeyi birbirine kat. Sır olan Ayniyet, işte buradadır. Sen, ona yaklaşamazsın, Onsuz da yapamazsın. Ona bir hayrın olmaz, Zararın da olmaz. Ona şeref veremezsin, Onu aşağılayamazsın da. Dünyada hiçbir şey onun kadar asil olamaz. _Nesnelere ve kavramlara verdiğimiz anlamlar arzuları ve amaçları doğururlar. İyi ve kötü, alçak ve yüksek, aydınlık ve karanlık gibi. Bu anlamlardan kopmamız arzu ve amaçlarımızdan ayrılmamız sonucu eylemsizliğe varırız. Eylemsizlik bir kere kavrandığında uyumlu yaşama geçiş kapısı açılır. Geçmişin pişmanlıkları ve gelecek kaygısı ve planları gibi gerçek yaşamdan koparan etkiler aynı zamanda insan yaşamında bir tür dengesizlik hali yaratır. Uyumlu yaşam ve doğal akış insanın içinde bulunduğu an ile bütünleşerek yaşamasını sağlar. Bu uyuma yolu izlemek denir. Yol anlamına gelen tao kelimesiyle kastedilen budur. _Kimileri mucizeleri kutsal sayar ben mucize olmayanları kutsal sayarım. Çılgınlar tanrısal vahiy ararlar. Ben bilgelik ararım. _Olgunlaşır varlıklar. Sonra dönerler kaynaklarına. Kaynağa dönmek huzur demek. Huzur amaca varmak demek. Amaca varmak sonsuzluk demek. Sonsuzluğu kavramak aydınlık demek. Sonsuzluk kavranmadı mı Uyumsuzluk gelir. Sonsuzluğu kavrayan hoşgörülüdür. Hoşgörülü demek adil. Adil demek egemen. Egemen demek kutsal. Kutsal demek YOL'da YOL'da demek kalıcı… _Kutlu kişi örnek olur dünyaya. Çevresine ışık saçmaz ve aydınlanır. Kendisine değer vermez ve yüceltilir. Kendini övmez ve yarar verir. Kendini öne koymaz ve kalıcılaşır. Çünkü savaşmayanla Kim savaşabilir dünyada _Biliyorsam biraz doğru YOL’da yaşamı. Tek korkum yolu yitirenlerdendir. Sapanlardan dar sokaklara doğru. YOL dururken _Sağlam kök salan sökülmez. Sıkı tuttuğun çalınmaz. _ERDEM’le dolu kişi Benzer yeni doğmuş bebeğe. Yılan çıyan sokmaz Vahşi hayvan saldırmaz Alıcı kuş paralamaz İncedir kemikleri kasları yumuşaktır ama Yine de sımsıkı yapışır tuttuğuna Erkek dişi nedir bilmez ama Yine de kalkar pipisi Çünkü dopdoludur hayat tohumuyla _Keskinliğini körelt. Karmaşalarını çöz. Parlaklığını sönükleştir. Tozuna karış dünyanın. Budur gizli Bir’e varmak. Buna erişeni Ne sevgi yaralar ne soğukluk Ne kazanç yaralar ne kayıp Ne saygınlık yaralar ne utanç Ki en saygın olur göğün altında _Baştaki sakin ve edimsizse Halk dürüst ve temiz olur Baştaki zeki ve kurnazsa Halk hilekâr ve güvenilmez olur _Büyük ülkeyi yönetmek Küçük bir balık kızartmaya benzer. _Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır. _Ayaksız yürümek. Kolsuz dövüşmek. Saldırısız yenmek. Silahsız durdurmak. En büyük talihsizliktir küçümsemek düşmanı. Küçümseyen korkarım yitirir hazinesini. _Bilmediğini bilmek büyüklüktür. Bildiğini bilmemek eksiklik. _Emretmeden yönetebiliyorsanız lidersiniz. Lider ol, ancak efendi olma. _Düşlerini neyle suladığına dikkat et. _Kendi aczinden onur duymaya kuvvet denir. _Henüz gülümsemeyi öğrenmiş bir bebek gibi. durgun ve ifadesizim, _Eğer ki halkın korktuğu biriysen, Sen de halktan kork _Çok bilenler konuşmaz, çok konuşanlar bilmez _Üç hazinem var: Sadelik, sabır ve merhamet. _Bahar gelir ve çimenler kendiliğinden yeşerir. _Diğer insanların hakkınızda ne düşündüğünü kafanıza takarsanız,daima onların kölesi olursunuz. _Dostlarını kendine yakın tut, düşmanlarını daha da yakın. _Düşüncelerinizi değiştirin, hayatınız değişsin. _Tanrı size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir. _Gerçek bilge aydınlanmanın amaç değil, anlam olduğunu anlar. _Eğer pes edebilirsen güçlüsündür. Kötülüğe iyilikle karşılık ver. _Bir aile iç ahengini yitirdiği zaman “hayırlı oğullar”dan söz ederiz. Bir devlet kargaşaya sürüklendiği zaman sadık devlet adamları”ndan _Dünyadaki herkes güzeli güzel olarak bilir Ve çirkinlik de bu yüzden vardır. İşte böylece, Varlık ve yokluk birbirini doğurur, Zor ve kolay birbirini tamamlar, Uzun ve kısa birbirini şekillendirir, Yukarı ve aşağı birbirini doldurur, Sesler ve tonlar birbiriyle uyuşur, Önce ve sonra birbirini izler. _İnsanların onay vermesini önemserseniz, onların mahkûmu olursunuz. _Düşlerini neyle suladığına dikkat et. Düşlerini endişe ve korkuyla sularsan, yaşamını boğan yabani otlar biçersin. Düşlerini iyimserlikle, çözümlerle sularsan, başarı biçersin. _Kalbinizde yeşil bir ağaç bulundurun, belki şakıyan kuşlar gelir. _ Erdeme haiz olanlar kusur aramaz. Kusur arayanlar erdeme haiz değildir _ Orada oturup sessizce tefekküre dalarak Zihnini temizleyebileceğini mi sanıyorsun? Bu, zihnini yalnızca daraltır, temizlemez. Tam uyanıklık akışkandır ve uyumludur; Her zaman ve mekanda vardır. Gerçek tefekkür işte budur. Dünyadan uzak durarak kim saflığa ve basitliğe erişebilir. Tao temiz ve basittir Ve dünyadan uzak durmaz. Neden basit şekilde ana-babanızı onurlandırmıyor, çocuklarınızı sevmiyor, kardeşlerinize yardım etmiyor ve en yüce doğruyu anlamak yerine, elinizde sıradan yöntemler bulunduruyorsunuz? Bu, gerçek saflık, gerçek basitlik ve gerçek ustalık olacaktır. _Bilmek ama yine de bilmediğini düşünmek en büyük hünerdir. Bilmemek ama bildiğini düşünmek ise hastalıktır _Zeka, bilgelik demek değildir. _Bir ağacın güzelliği hiçbir zaman kelimelerle ifade edilemez; bunu anlayabilmek için onu kendi gözlerinle görmelisin. Dil, bir şarkının melodisini yakalayamaz; onu anlayabilmek için kendi kulağınla işitmelisin. _Ermiş kişi yönetirken: Kalplerin boşalmasını ama karınların doymasını sağlar. İstekleri zayıflatır, ama kemikleri kuvvetlendirir. İnsanları daima alimlikten ve arzudan yoksun bırakır ve alimler bir eyleme geçmeye cüret edemez. Yaptıkları bundan ibarettir ve işte böylelikle düzensiz bir şey kalmaz. _Büyük işler başarıp şeref kazandıktan sonra bir yana çekilmesini bilmeli. _Büyük bir milleti yönetmek küçük bir balık pişirmek gibidir; fazla kurcalarsanız mahvedersiniz. _Sonsuz Tao, ne anlatılabilir olan, ne de ad verilebilir olandır. Her şeyin durmaksızın dönüştüğü ileri sürülerek, ona ad vermekle.. _Taoist cinsel uygulamalar - Özlerin Birleşmesi. Uzun yaşama ve ölümsüzlüğe ulaşmasının yöntemlerinden biri genç yaştaki bakirelerle cinsel ilişki kurmaktır. Tavsiye edilen 14 - 16 yaş aras..Chang Taoist cinselliğin yaşlı erkek - genç kız ilişkilerinde hayata geçirilebileceğini belirtirken, genç erkeklerin ise gençler yerine yaşlı kadınlarla ilişki kurmasının daha avantajlı olduğunu ileri sürmektedir _Konfüçyüs bir gün suyun içinde çırpınan adamı kurtardıktan sonra. coşkun suların içinde sağ kalmayı nasıl başardığını sormuş. 'Çok kolay!' demiş adam. 'Akıntı beni aşağı çektiği zaman daldım, yukarı ittiği zaman da su yüzüne çıktım.'" sertliğe karşı yumuşaklığın, tutkuya karşı tutkusuzluğunu, hoşgörüsüzlüğe karşı hoşgörünün, erkeğe karşı kadının yanını tutan bir öğreti bu. _ Hiçliğe dönendir Biçimlenmemiş biçim Aslı olmayan resim Karanlıktır kaostur _Ah daha ne kadar sürer yalnızlık. Herkes sevinç saçıyor. Bayrama gider gibi. Bir ben çekingen. Gülmeyi öğrenmemiş bebek gibiyim. Huzursuz savrulurum. Yersiz yurtsuz gibiyim. Herkes bolluk içinde. Ben unutulmuş gibiyim. Mağara gibi yüreğim. Uyumsuz ve karanlık Dünya insanları ışıl ışıl ah Bir ben bulanık su gibiyim. Dünya insanları kurnaz mı kurnaz. Bir ben kapalı kutu gibiyim. Huzursuzum ah deniz gibi. Dur durak bilmeyen girdap gibiyim. Herkesin hedefi var Bir ben aylak dilenci gibiyim Bir ben başkayım herkesten Ama değerlidir anadan alınan besin. __YOL’da bir oldun mu onlarla YOL’da olanlar da Hoşnut olur bundan. Yoklukta bir oldun mu onlarla. Yoklukta olanlar da Hoşnut olur bundan. Güven bulamaz güven göstermeyen. _Ayak parmakları üstüne kalkan sağlam durmaz. Dizlerini kırmadan yürüyen ilerlemez. Çevresine ışık saçan aydınlanmaz Kendine değer veren yüceltilmez Kendini öven yarar vermez. Böyle kişi yemek artığı yara irini gibidir YOL’a _Yüceliğini bilip alçaklığını yitirmeyen Olur göğün altında vadisi yerin _YOL doğurur. ERDEM besler, Büyütür, bakar, Geliştirir, tutar, Örter ve korur. _Yeryüzünün kaynağı var ki anası yeryüzünün. Her kim anaya bakarsa Yaşamı boyunca korkmasın bir şeyden Sonsuzluğu kucaklamaktır bunun adı _Ülkenin günahını kim alırsa üstüne. Başta gider tohum kurban töreninde. Ülkenin acılarını kim alırsa. üstüne Hakanı olur yeryüzünün _ERDEM’li kişi ERDEM’i bilmez Ondan ERDEM’lidir o. ERDEM’siz kişi Çabalar ERDEM’i Yitirmemeğe. Ondan ERDEM’sizdir o. ERDEM’de olan amaçsız. ERDEM’siz olan amaçlı.YOL’u yitirince ERDEM. ERDEM’i yitirince aşk. Aşkı yitirince adalet. Adaleti yitirince ahlak. Sadakat ve güven kıtlığıdır ahlak. Ve başıdır huzursuzluğun _Her şey Ya çoğalır azaldıkça Ya azalır çoğaldıkça _En büyük yetkinlik eksik görünür Ve sonsuz olur etkisi En büyük doğruluk eğri görünür En büyük yetenek aciz görünür En büyük belagat dilsiz görünür Soğuğu hareket yener sıcağı sükûnet Saflık ve sükûnet Bu ikisi ölçütüdür dünyanın _Ölümden korkmaz olursa insanlar Nasıl korkutursun ölüm korkusuyla? Ölümün sahibinin yerine öldürmek Marangoz yerine keseri ele almak demek. _Yaptığını kendi yaşamı için yapmayan Daha bilgedir yaşama değer verenden _TAO’nun özünü kavramanın yolu, hep hiçlikte kalmak, tutku ve isteklerden arınmaktır, TAO’nun özüne varacağım diye tutkularından kurtulmak için çabalayıp duran kişinin bu halinin de tutku dolu olduğunu hatırlatıyor _“Fincanı iki elinle tutarken, aynı anda dolduramazsın. _Hiç ile kaynak aynıdırlar. Yalnızca biz farklı adlar vermişiz. Maddesel ve tinsel her şeyin kaynağı olan TAO… _Toplum kuralları gerçekte toplumsal hastalıkların asıl kaynağı olduğunu gösteriyor. Devlet yönetiminin filozofların işi olduğu inancındadır. Basit halk, yüreğini huzursuz kılmaktan başka bir işe yaramayacak, ona ancak mutsuzluk getirecek olan tüm bilgiden uzak tutulmalıdır. Tutkularını aşmış, bilge kişi içinse durum başkadır: _Karın, Karanlık, gizli, sırlı hakikatin simgesidir._ __ İyilik bilmez gökyüzü. En büyük iyiliği de budur işte .“Sevgi, iyilik, insaniyet, bağlılık”…Taoculuk bu tür sevgiyi reddeder: Böylesi sevgi, kimilerini başkalarına karşı kayırmak demektir. Oysa TAO’nun, doğanın, dünyanın iyiliği, tarafsızlığında, kimseyi sevmeyip, kimseyi kayırmamasındadır. . _Taoculuk’ta ne geçmiş ne gelecek, yalnızca şimdiki yaşam vardır. _Zhuang Zi, Ölümün eşsiz bir “mutluluk” olduğunu savunur. _Yaradılış, doğa ananın koynunda sürekli olarak yeniden gerçekleşir…. _Vadi hiçliği simgeliyor. Her iki yönden de “vadi ruhu” TAO’yu çağrıştırıyor: ana rahmi” anlamına geliyor. “Karanlık dişinin kapısı” da, hem bin bir türün doğuşunun tablosunu çiziyor, hem de “sırlar sırrı” olan “tüm mucizenin kapısı”nı çağrıştırıyor. _Ying aydınlık, Yang gizemli karanlık ve ikisini birleştirem yaşam soluğu uyum… _Kong Zi yani Konfüçyüs “Başkalarının bana yapmasını istemediğimi ben de onlara yapmamalıyım” der… “ _Taoculuk’ta daha çok vurgulanan, bütünün parçalardan fazla bir şey olduğu olgusudur... Kitab-ı Mukaddes’te Tanrı, Peygamber Yeşaya’ya “Bilgelerin bilgeliğine son vereceğim, yok edeceğim usluların usunu!” diye seslenir. Yeni Ahit’te de Aziz Pavlus “Nerede zeki insanlar, nerede okumuş kişiler? Tanrı bu dünyanın bilgeliğini deliliğe çevirmedi mi?” diye alaya alır yetenekleri ve bilgeliğiyle övünenleri…Tao ise insanı kendi doğasıyla yüz yüze bırakıyor. _Halkın günahlarını, ülkenin acılarını üstüne alan dünyaya hükümdar olur _Kong Zi, Lao Tse’yı ziyaret ederek onun bilgisine başvurur. Lao Tse onun gururlu ve girişimci tutumunu eleştirir. Kong Zi sarsılmış ve Ustaya derin şekilde hayran kalmış bir halde öğrencilerinin yanına döner. Kong Zi öğrencilerine dedi ki: Kuşları bilirim, uçarlar. Balıkları bilirim, yüzerler. Hayvanları bilirim, koşarlar. Koşanı tuzağın ağı yakalar. Yüzeni oltanın iğnesi tutar. Uçana avcının oku erişir. Ama ya ejderhalar? Ya onlar nasıl yükselir rüzgârların bulutların üstüne de göğe ulaşırlar, bunu bilemem. Lao Tse’yi gördüm bu gün. Düşündüm: Acaba o da ejderha gibi mi?Lao Tse’nin bir “ejderha” gibi olduğunu anlatır. _Toplumsal değerleri ve yöneticilerin otoritesini insanlığın tüm acılarının kaynağı saydığı. _ Kong Zi eski gelenekleri öğrenmek için Lao Tse’ye geldi. Lao Tse ona dedi ki: Sizin sorduklarınız ancak kemikleri bile çoktan çürümüş insanların sorunları. Onlardan bugüne kalan yalnızca sözcüklerdir. Arif kişi zamanını bilir, arabası gelince biner, gelmezse de çıkınını toplayıp gider.
_Karşılaştırmalar yargılamalardır, _Övgü beklemeyen bilge kişidir. _Gereğinden fazla zorlarsan, en müthiş bıçak bile körleşecek. Çaresizlik ona hiçbir işe yaramayan, akordsuz yalanlar söyletecek. Bilgelik de akılla birleşip sağduyulu zekayı ışıldatacak. sabır en dolaşık ipleri bile düğümlerden kurtaracak, _Tabiat kasıtlı hareket etmez. Hiçbir varlığa iyi veya kötü niyeti yoktur. Tao da aynen tabiat gibidir. Tabiat tao'nun takipçisidir. Bilge kişi de böyledir. Tutkularından arınmış _Çömleği yapan kil değil boşluktur. _Kaos ortaya çıktığında, üstün insanın içsel dünyası düzenli ve sakindir. Topluma geri dönüşünde yardımcı olur. Kaos sona erdiğinde toplum tarafından görülebilir. _Çok daha iyidir basitliğini görmek ham ipeğin güzelliğinin ve işlenmemiş taşın; kişinin kendisiyle bir olmasından daha iyidir tao ile bir olması, bensizliğin geliştirmesi. _Butunlugu korumak icin boyun egmek kendini savunmayarak ayricalik kazanir. Eğilmek dik olmaktir; bos olmaksa dolu. Böbürlenen kişi aydınlanmamıştır, saygı görmez değerli insanlardan; böylece, hiç bir şey kazanmaz ve itibarı lekelenir. kibir aşırılıktır ve bilge kişi onlara ihtiyaç duymaz _Yaratıcı prensip birleştirir sonsuzluğa uzanır. Sonsuzluğa seyahat ederken değişmez özünü korur. En lüks yerlerde basitliğini korur. _Onurlu davranın ama alçakgönüllülüğü koruyun. _En büyük balık gölün dibinde yaşar ve bir ülkenin en iyi silahları kuytuda kilitli tutulmalıdır. Uysal ve nazik olan, sert ve güçlünün üstesinden gelebilir. _Gerçekten iyi insan haptığı iyiliklerden bihaberdir. _Liderin görevi nüfusun refahını sağlamaktır kendi refahını değil. _Bazen her şey ters görünür. Aydınlık karanlık. Doğru yanlış gibi, kolay zor gibi, pak olan kirli, ilerleme gerileme olarak görünür. En kötü anlarda dahi umudunu kesmez doğa-tao. Sen de öyle ol. doğru görünen bir dahakinde eğri görünebilir; zeka aptallık görünebilir, güzel söz söyleyiş patavatsızlık görünebilir; hareket soğuğu alt edebilir, durağanlık da sıcağı, ama hareketteki durağanlık tao'nun yoludur. _Sertin üstesinden ancak ona boyun eğen yumuşak gelir. _Aydınlanmış kişi arkadaş edinmekle ilgilenmez, ne de düşman kazanmakla; iyi ya da kötü ile, övgü ya da suçlama ile. bu tür bir tarafsızlık* insanın en üst halidir… _Keskindir ama kesici değil. Pivridirler ama hiç bir zaman delici değil. Parlaktırlar ama kör etmezler. Budur bilge kişinin eylemi. _Tasarlamadan hareket et; doğal bir şekilde çalış ve tatsızın tadını al; karmaşıktaki basiti ara… _Sorunlar ortaya çıkmadan önce yüzleşilirse kargaşanın önüne geçilir… _Uçsuz bucaksız yolculuklar ilk adımı atmakla başlar. Koca ağaç küçük bir fidandan oluşur _Irmağın ve akıntının hakimi denizdir, çünkü hepsinden alçaktadır. öğretmenin öğrencilerine yol göstermesinin en iyi yolu önde gitmelerine izin vermektir. _Tartışmalar kavgacılık yapmak yerine beklemeyi bilerek, üstüne gitmek yerine geri çekilerek kazanılabilir. büyük savaşlar kıpırdadığını belli etmeden ve gizlediği gücünü koruyarak hareket etmek, saldırmadan ele geçirmek silahtan başka şeyler kuşanmak sayesinde kazanılabilir. _Ülkedeki insanların karnı aç canları kıymetsiz olursa onlar da yönetimi alaşağı etmek için artık kendi canlarından geçerler… _Eğilmek bilmeyen savaşçı kendini ölüme mahkum eder ve eğilmeyi reddeden ağaç kolayca kırılır. onun için sert ve yoğun olanın yenilmesi yumuşak ve esnek olanınsa yenmesi mukadderdir… _İhtiyacından çoğuna sahip olandan alıp ihtiyaç sahiplerine dağıtmak tao'nun yoludur yüksektekini alçaltır, alçaktakini yükseltir… _Tezatmış gibi görünse de insanların aşağılamalarını kaldırabilen kişi yönetmeye uygundur. Önderlik etmeye uygun olan da ülkesinin felaketleriyle bizzat yüzleşendir. _Ne kadar azsa çoğalır, ne kadar çoksa azalır. Gerçek her zaman güzel güzel sözler de her zaman gerçek değildir. _Erdemli kişi kendi için tartışmaya gerek görmez çünkü bilir ki tartışmak yararsızdır. _Övgü beklemeden, ışığı saklamak,, aşırılıklar olmadan, kara aynayı temizlemek, arzuların bastırılması ,sakin ve hareketsiz, köke geri dönmek, ahlakin çürümesi, butunlugu korumak icin boyun egmek, değiştirilemeyeni kabullenmek, erdemli pasiflik arkadan önderlik etmek tek başına durmak
Tao Te Ching, Lao Tzu
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.08.19 22:51 Xwiasy Güzelmiş okuyun derim

Einstein' ın ABD üniversitelerinde konferans verdiğinde öğrencilerin ona sık sık sordukları soru:
- Tanrı' ya inanmıyor musun?
Einstein hep şu cevabı verirdi:
Spinoza' nın tanrısına inanıyorum.

Spinoza' yı okumayan kişi aynı yerde kalır.
Umarım bu özet, benim kadar size de hizmet eder...

"Baruch de Spinoza", 17. yüzyıl felsefesinin üç büyük rasyonalistinden biri olarak kabul edilir, Fransız "Descartes" ile birlikte...
.......................................................

Spinoza' nın Tanrısı, ya da Doğası...

Tanrı şöyle derdi:

Dua etmeyi bırak ve göğsüne yumruk atmaktan da vazgeç.
Yapmanı istediğim şey, dünyaya çıkıp hayatının tadını çıkarman.
Eğlenmeni, şarkı söylemeni ve senin için yaptığım her şeyin tadını çıkarmanı istiyorum.

Kendi inşa ettiğin o soğuk ve karanlık tapınaklara gitmeyi bırak. Oraların benim evim olduğunu söylüyorsun.
Benim evim dağlarda, ormanlarda, nehirlerde, göllerde, plajlarda. Yaşadığım her yerde sana olan aşkımı orada ifade ediyorum.

Sefil hayatın için beni suçlamayı bırak; sana hiçbir zaman yanlış bir şey olduğunu ya da günahkar olduğunu ya da cinselliğinin kötü bir şey olduğunu söylemedim.
O yüzden seni inandırdıkları her şey için beni suçlama.

Benimle hiçbir ilgisi olmayan sözde kutsal yazıları okumayı bırak; gün doğumunda, bir manzarada, arkadaşlarının gözlerinde, küçük bir çocuğun gözlerinde beni okuyamıyorsan.
Beni hiçbir kitapta bulamazsın.
Güven bana, ve benden istemeyi bırak. Bana işimi nasıl yapacağımı mı söyleyeceksin?

Benden bu kadar korkmayı bırak. Seni yargılamıyorum, eleştirmiyorum, sinirlenmiyorum, rahatsız etmiyorum, cezalandırmıyorum. Ben saf aşkım.

Benden özür dilemeyi bırak, affedilecek bir şey yok. Eğer seni ben yaptıysam; seni tutku, sınırlamalarla, zevklerle, duygularla, ihtiyaçlarla, tutarsızlıklarla, özgür iradeyle doldurdum. Sana verdiğim bir şeye cevap verirsen seni nasıl suçlayabilirim? Seni olduğun gibi, olduğun için nasıl cezalandırabilirim? Sence tüm çocuklarıma sonsuza kadar kötü davranılan bir yer yaratabilir miyim? Nasıl bir tanrı bunu yapabilir?

Her türlü emirleri unut, her türlü yasayı unut; bunlar seni manipüle etmek için, seni kontrol etmek için senin suçluluk hissetmeni isteyenlerin kurgusu.

Benzerlerine saygı göster ve kendin için istemediğin şeyi onlara yapma. Senden tek istediğim; hayatına dikkat etmen, ve de buna aklının rehberin olması.

Sevgilim, bu hayat bir test değil; ne bir basamak, ne bir adım, ne bir prova, ne de cennete doğru bir başlangıç. Bu hayat, şu anda ihtiyacın olan tek şey.

Seni tamamen özgür kıldım; ödül yok, ceza yok, günah yok, erdem yok. Kimse skor taşımıyor, kimse kayıt tutmuyor.
Hayatında bir cennet veya cehennem yaratmak için kesinlikle özgürsün.

Bu hayattan sonra bir şey olup olmadığını söyleyemem, ama sana bir tavsiye verebilirim:
Bu hayattan sonra bir şey yokmuş gibi yaşa. Düşün ki; bu hayat senin zevk alman, sevmen ve var olman için tek şansın.

Yani, eğer hiçbir şey yoksa; sana verdiğim fırsattan zevk almış olacaksın. Ve eğer varsa, sana iyi mi kötü mü diye sormayacağım. Sana soracağım şeyler; beğendin mi, eğlendin mi, en çok neyi beğendin, ne öğrendin?

Bana inanmayı bırak. İnanmak; tahmin etmek, hayal etmektir. Bana inanmanı istemiyorum, beni kendinde hissetmeni istiyorum. Sevgilini öptüğünde, küçük çocuğunu yatırdığında, köpeğini okşadığında, denizde yüzdüğünde beni hissetmeni istiyorum.

Beni övmeyi bırak. Nasıl bir bencil tanrı olduğumu düşünüyorsun ki?

Övülmekten sıkıldım, teşekkür edilmekten bıktım. Minnettar hissediyor musun? Bunu kendine, sağlığına, ilişkilerine ve dünyaya göz kulak olarak ifade et. İzlendiğini mi hissediyorsun? Neşeni ifade et. Beni övmenin doğru yolu bu.

İşleri zorlaştırmayı bırak ve benim hakkımda birilerinin öğrettiklerini tekrar etmekten vazgeç.

Emin olabileceğin tek şey; burada olduğun, ve yaşadığındır. Bu dünya harikalarla dolu.

Neden daha fazla mucizeye ihtiyacın var ki? Neden bu kadar çok açıklama olsun ki?

Beni dışarıda ararsan bulamazsın.
Beni içinde bulursun...
submitted by Xwiasy to KGBTR [link] [comments]


2019.02.27 00:39 Wildzax Psikojenez

Her şey düşüncede başlar; kendimiz için yarattığımız dünyadan hoşlanmıyorsak, hoşlanabileceğimiz yeni olaylar başlatabilecek bir dünya yaratma hakkı bize verilmiştir. Düşünce hem yönetici hem üreticidir. Hayatın erkek boyutu, hepimizin içindeki bilinçli ve yönetici düşüncedir. Dişi boyutu ise bilinçaltından gelen alıcı ve yaratıcı yollardır. İnsan yaşamında her şey düşünce ile başlar. Hayatı oluşturan şeyler, düşüncenin sürekli değişen kreasyonlarıdır. İnsanların gerçek dedikleri şey psikojenezle, yani düşüncenin görünmeyen dünyasında başlamıştır. Psikojenez iki temel unsur üzerinde agırlıklı olarak durmaktadır. Bunlardan biri bedenin yapıcısı olarak nitelendirilen bilinçaltı, diğeri de bilinçtir. Bilinçaltı bedensel fonksiyonları düzenler. Buna karşılık bilinç; verdiği emirle, bilinçaltını yönlendirir. Bilinçli olarak düşündüğümüz her şey bilinçaltına etki eder. Dünya da bu doğrultuda zihinsel bir dünyadır. Kullandığımız her şey önceleri bir düşünceden ibaretti. Günümüzdeki hiçbir şey, geçmişin düşünce ve hayallerinden başka bir şey değildir. Hepsi önce düşüncede oluşturuldu ve düşüncenin yaratıcı sürecinin ürünü olarak gerçekleşti. Düşüncenin insan beyniyle sınırlı olduğunu düşünmek yanıltır bizi. İnsan beyni düşüncenin bir aracıdır yalnızca. İnsana yaşadığı alemde seçim yapabilme ayrıcalığı verilmiştir, düşüncelerini yönlendirebilme ve fikirlerini ifade etme hakkı tanınmıştır. İnsan, bireysel akılla birlikte kendi hayatını yaratır. Kendimiz için yarattığımız dünyadan hoşlanmıyorsak, hoşlanabileceğimiz yeni olaylar başlatabilecek bir dünya yaratma hakkı verilmiştir bizlere. Evrensel zeka, insana kendi imajını yaratma hakkı vermiştir. Çünkü insanoğlu evrensel zekanın bir yansımasıdır. Eğer kişi, içinde bulunan bu muazzam gücün varlığını inkar eder veya umursamazsa kendi ve çevresi için pek de verimli işler yapıyor sayılmaz. Başka bir deyişle bilinç ve bilinçaltı olmak üzere iki görünümlü tek bir akıl vardır. Kendini yönetmenin yolu; ışık gök gürültüsünden, düşünce de eylemden önce gelmektedir daima. Eylemin temel olgusu olan düşünce, insan bedeninin bilinçaltındadır ve bilinçaltı, bedenin yapıcısı olarak bilinir. Bedenin fonksiyonlarının otomatik olarak yürümesini sağlar. Bilinç; bilinçaltına direktifler verir. Bilinçaltı yalnızca emirler alıp bunları mantıki kıyaslamayla (kurala dayalı çıkarımla) yargılayarak yerine getirdiği için gönüllü hizmetkar adını alır. Karar vermek, bilincin bilinçaltına verdiği emre göre gerçekleşecektir. Verdiğimiz her emir, oluşturduğumuz her önerme, benimsediğimiz her inanç bilinçaltına kaydolur. Bilinçaltı mükemmel bir belleğe sahiptir ve o kayıtlı talimatlar gerektiğinde kendiliğinden ortaya çıkar. Finlandiya’daki insanların sıcak saunalarda yıkandıktan sonra çıkıp karlarda yuvarlanmaları ve hasta olmamaları soğuktan rahatsız olmamayı öğrenmelerinden kaynaklanıyor. Kurallarınızı siz koyun ve bilinçaltınızı (hizmetkarınızı) bunları uygulamakla görevlendirin. İster uyuyor olalım ister uyanık, istem dışı hayat süreriz. Kalbimizin atmasını, midemize yemekleri sindirmesini söylemek durumununda olsaydık ne kadar zor olurdu. Bedenin her hücresinde ve atomunda bir zeka var ve bu zeka bilinçaltına bağlıdır. İste ve sahip ol; bilimin büyük adımlarla ilerlediği günümüzde düşüncenin bilimsel olarak anlaşılması için çok az çaba gösteriliyor. Aklımızdan geçen şeyler ergeç ortaya çıkar. Bilinçli olarak düşünülen her düşünce, bilinçaltını etkiler ve bu etki, düşüncedeki güç ve arzunun derecesine bağlı olarak eyleme dönüşür. Bilinçli olarak yeni bir hayata başlamaya karar versek de bilinçaltına yeni düşünce biçimimizi işlemedikçe o, bir hafta, bir ay, bir yıl önce verdiğimiz emirleri yerine getirmeyi sürdürür. Hiç enerji kaybettiğinizi, kolayca yorulduğunuzu, her bulaşıcı hastalığa yakalanacak kadar zayıf düştüğünüzü düşündüğünüz oldu mu? Olduysa ve sonuçta düşündüğünüz şey başınıza geldiyse şaşırmayın. Emir alıcı ve uygulayıcı bölümler tam bir uyum içinde çalışmış demektir. Bir gün terliyken açık pencerenin önünde rüzgara karşı oturduğunuzu varsayın. O anda ferahladınız ama aynı zamanda da biraz rahatsızlık hissettiniz; çünkü bir yerlerden “cereyanda kalmanın soğuk algınlığına neden olduğunu” duymuştunuz. Bu sözlere duyduğunuz inanç, sizin nezle olmanızı sağladı ve oldunuz. Bilinçaltı, kayıtlarından bu inancı bulur ve gerekeni yapar. Cereyanda kaldığınızı gören bilinçaltı, beden normal seyrindeyken bile görevini sürdürür ve soğuğu size hissettirir. Aslında hastalığın nedeni cereyanda kalmak değil, cereyanda kalınca hasta olunacağına inanmaktır. İnsanlar kendileri için kurallar, sınırlar ve yasalar koyarlar, sonra da bunların esiri olup mutsuz bir yaşantı sürerler, hayatlarının sonuna kadar bu kurallarıyla birlikte kalırlar. Oysaki kendini yönetme yöntemiyle bu sorunun üstesinden kolaylıkla gelinebilir. Bilinçaltına daha iyi, verimli kurallar yerleştirerek hayatlarını kurtarmış pekçok insan vardır çevremizde. Unutmayın ki bilinçaltınıza yalnızca siz emir verebilirsiniz. Başka birinin sizinle ilgili düşüncelerinin kararlarınızı etkilediğini düşünebilirsiniz, ancak bu etki yalnızca siz kabul ettiğiniz için oluşmaktadır. İnancınızı değiştirin ki hayatınız değişsin. Bu hayatta öğreneceğiniz en önemli şey budur: Düşüncelerinizi yalnızca siz seçiyorsunuz ve bu düşünceler hayatınızı biçimlendiriyor. Kendini yönetme sanatının temel kaidesi şu ilkeleri benimsemek ve bilinçaltına yerleştirmekle başlar; Düşüncelerimi seçme hakkım olduğunu idrak ettim, Başkalarının benimle ilgili düşünceleri beni bağlamaz, Ben izin vermedikçe kimse benim düşüncelerimi biçimlendiremez, Kendim için sağlık, mutluluk, refah, sevgi ve anlayış düşüncelerini seçiyorum, Korku ve nefrete düşüncelerimde yer yok, Bu andan itibaren hayatımın hakimi benim. Düşünce ek eylem biçimi sloganının temelinde, “iste ve sahip ol” prensibi vardır. Kişiler, elde etmek istedikleri şeyi bu prensiple kendilerine ilke edindikleri sürece bir gün bilinçaltları o fırsatı yakalamalarını sağlayacaktır. Kendiniz olma cesaretini gösterin; “hepsinden önemlisi kendine karşı dürüst olmandır. Gece gündüz bu doğruluğu izlersen kimseye karşı yanlış olmazsın.” Shakespeare “Evrenin en vazgeçilmez varlığı sizsiniz. Nerede olduğunuz, ne olduğunuz, hayatınızın ne denli büyük ya da küçük olduğu önemli değil, kendi dünyanızın merkezi sizsiniz ve daima öyle kalacaksınız. “ Frances Wilshire “Kendi kendisinin yasası olan insana hiçbir yasa gerekmez, hiçbir yasayı çiğnemez o gerçek bir kraldır.” George Chapman İnsan kendisini küçümser ve sürekli başkalarıyla karşılaştırır. Yalnız bir insan dünyada ne yapabilir? Çok şey. İnsan bilinçli olarak düşünebildiği, güvenle beklediği ve mümkün olduğuna inandığı her şeyi yapabilir. Evren sınır koymaz; biz inançlarımızla sınırlarız kendimizi. Bir insan kendini arıyorsa kaybettiği yere bakmalıdır. Acaba hiç tanımış mıdır kendisini? Hayatımıza hakim olmanın yolu bilincimizi kullanmaktan geçer. Yönetimi yürüten bilinçtir. Bilinç, hayatla nasıl ilişki kuracağımıza karar verir, ifade yollarını seçer. Ne yazık ki son zamanlarda bazı kişiler kadere yanlış inanmaktadırlar. Hayatın böyle takdir edildiğine ve onun hiçbir şekilde değiştirilmeyeceğine, hayatlarının kontrolünün asla kendi ellerinde olmadığına inanırlar. Bunlar hep yanlış motivasyonlardan ya da kendini yönetme sanatının yanlış yönde kullanılmasından kaynaklanır. Bir düşünce eken bir eylem biçer, Bir eylem eken bir alışkanlık biçer, Bir alışkanlık eken bir karakter biçer, Bir karakter eken kaderini biçer. Olumsuz düşünmenin sonucu daha sonra gelecek dramatik hadiselerin ön hazırlığıdır. Her güçlüğün üstesinden gelmenin bir yolu vardır ve ne kadar şanslıyız ki kendi kendimize yarattığımız bu güçlüklerin üstesinden gelebilme olanağına sahibiz. Kendimiz için hazırladığımız rahatsız yataklarda sonsuza dek uyumak zorunda değiliz. Çözüm, bilinçaltımızı yeniden düzenlemekte yatıyor. Bilinçaltı bedenimizin mimarı olduğuna göre, işe önce verdiğimiz emirleri değiştirmekle başlamalıyız. Şimdi yeni bir hayata başlamak için bilinçaltımızı yeniden yapılandırmamızı sağlayacak kişisel temel anayasalarımızı vereceğiz. Bu, aynı zamanda kendi kendini yönetme sanatında başarıya atılmanın temel adımlarıdır ve her kişi tarafından iyi bilinmeli ustaca uygulanmalıdır: Bu hayatımın dönüm noktası, Geçmişimi siliyorum. Gelecek ise seçimimi yapmamı bekliyor, İşte bu anda yarınlarıma yön veriyorum, Geçmişte yaptığım tüm hatalar için kendimi bağışlıyorum, Kendim için yalnızca deneyimlemek istediğim şeyleri seçiyorum, Seçtiklerim sağlık, zenginlik, bolluk, mutluluk, arkadaşlık ve iş yaşamında başarıdır. Bunları bilinçaltına yapılandırman da her şeyden önemlisi, kendine karşı dürüst olmandır. Haydi kendin olma cesaretini göster. Amaçlara ulaşmak için beş ilke; “iste senin olsun” ilkesini uygulamak yeni benliğinizle daha kolay olacaktır. Yeni kişiliğinizle artık yeni bir hayata başlıyorsunuz ve yeni hedefleriniz olacaktır.İnançla başlayıp başarıyla son bulan beş basamak şöyle sıralanabilir: Kendiniz için ideal zihinsel imajı belirleyin, Çaba göstermeden, yalnızca inanmak hiçbir işe yaramaz, Düşüncelerinizi kendinize saklayın, Esnek olun; gerekirse plan değişikliği yapın, Gözlerinizi hedeften ayırmayın, işi yarı yolda bırakmayın. Sınırsız fikir kaynağını kullanma; hepimizin içinde, derinlerde yüzyılların bilgeliği yatar. Asla tüketilemeyecek, sonsuz bir yaratıcı fikirler kaynağı saklıdır içimizde. Yaratıcılığı geliştirmek için dört kural: Düşüncelerinizi bir noktada yoğunlaştırın, Derinlemesine düşünmek aceleye gelmez, Fikirler geldiğinde hazır olun, Şimdi fikirlerinizi kullanmaya hazırsınız. Yaratıcı imgelemenin gücü; yaratıcı imgelemeyi anlayarak ve uygulayarak tüm hayatınızı yeniden düzenleyebilirsiniz. Yaratıcı imgeleme sayesinde kişinin kendisiyle ve yaşadığı dünya ile ilgili inancını, dolayısıyla bu inancın ürünlerini değiştirmek mümkündür. Yaratıcı imgeleme ısrarla kullanılırsa, fikrin olduğu her yerde başarı da vardır. Hepimiz mucit olamayız. Fakat yaratıcı imgeleme birçok yerde, hayatın basit şeylerinde de kullanılabilir. Kendine güven nasıl oluşturulur; “kendine güven, aklın kesin bir inanç ve güvenle büyük ve gurur verici işlerde kullanılmasıdır.” (Çiçero) İlk önce kişinin kendine olan güvenini yitirmesine neden olan korkulardan (başarısızlık, alaya alınma, reddedilme, onaylanmama, istenmeyen sonuçlarla karşılaşma gibi korkular) arınması gerekir. Hepimiz kendine güvenin gerekliliğini biliyoruz. Kişinin kendine güvenini yitirmesine neden olan korkulardan biri başarısızlık korkusudur. İşte, evde, okulda, nerede olursa olsun yaptığımız her şeyde hayatı, ifade ettiğimizi ve bu hayatın sonsuz ve mükemmel olduğunu anlamalıyız. Gelişen zaman içerisinde hedeflerinize nasıl adım adım yaklaştığınızı ya da bazılarına daha şimdiden ulaştığınızı göreceksiniz. İşte bu anda kendine güven olgunuz gelişecek, bilinçaltına güvenmenin verdiği rahatlığı hissedeceksiniz. Artık siz de başarılı bir insansınız ve kendini yönetme sanatındaki yeni ilkeleriniz aşağıdaki gibi olacaktır: Kendimi harika hissediyorum! Güçlü ve sağlıklıyım ve bunun tadını çıkarıyorum, Yaptığımı iyi yaparım ve doğal olarak da hep iyi sonuçlar alırım, Deneyimlerimi harika insanlarla paylaşıyorum, İhtiyaç duyduklarım ve bana ihtiyacı olanlar kapıma gelir, Düş gücümü yapıcı kullanarak arzuladığım hayatı gözümde canlandırıyorum, Bütün düşlerim harika bir biçimde gerçekleşiyorlar, Hayatımdaki iyiliğin gücüne inanıyorum; rahatım huzurluyum. İlk adım karar vermek; “düşüncelerine hakim olamayanlar kısa zaman sonra davranışlarına da hakim olamazlar.”(Thomas Wilson) Her şeyden önce ilk adım karar vermekle başlar, hangi yöne gidileceğini belirleyen rüzgar değil, yelkendir. Yelkeni biz ayarlarız ve gitmek istediğimiz yere kendimiz yöneliriz. Kararsızlık denizinde yüzüp durmaktan kurtulmanın iyi bir yolu kağıt kalem kullanarak düşüncelerinizi düzene sokmaktır. Kesin kararlar vermeyi öğrenmeliyiz. İnsana seçme hakkı verilmiştir. Kullanıp kullanmamak kendisine bağlıdır. Unuttuğumuz bir ismi hatırlamak için kendimizi zorladıkça işimiz daha da güçleşir; bir an için rahatlayıp gevşersek birden hatırlayıveririz. Karar verirken de aynı şey geçerlidir. Kendini yönetme refah getirir; bunun için şu dört ilke hatırlanmalıdır: Kendi kendimize koyduğumuz sınırlamaları ortadan kaldırmak bizim elimizdedir, Düşündüğünüz, inandığınız ve güvenle beklediğiniz her şey mutlaka gerçekleşir, Verdiğiniz ölçüde hayattan geri alırsınız. Hayatla bir bütünsünüz. Her insanın kendine has bir refah, zenginlik ölçüsü vardır. Bu yüzden, para kazanmak refah bilincinin yan ürünlerinden biri olmasına rağmen, refah sahibi olmak için mutlaka bir servete sahip olmak gerekmez. Gerçek refah içsel hakimiyetle başlar ki bu yaşamın her alanında zenginlik getirir. Kötü olan para değildir. Kötü olan; parayı çok fazla sevmek, onu tüm iyiliklerin kaynağından önde tutmaktır. Sevgi ve zenginlik birbirini tamamlar. İşler kötü gittiğinde ne yapmalı;hepimizin hayatında her şeyin kötüye gittiği zamanlar vardır; planlar ters gider, umutla beklenen kararlar gerçekleşmez, hastalık ve kazalar günlük hayatın akışını aksatır. Böyle zamanlarda hepimiz dayanacak bir şeyler ararız. İşler ters gittiğinde gerçeği kanıtlama ve hayatımızdaki gücü gösterme fırsatına sahip oluruz. Var olan koşullara neyin neden olduğu gerçekten önemli değil. Samanlık yanıyorsa yangını neyin başlattığının ne önemi var. Sorulması gereken soru “Yangını söndürmek için ne yapmalıyım” olmalı. İnandığımız, kabullendiğimiz ve güvenle beklediğimiz her şeye sahip oluruz. Bu, hayat tarafından doldurulmak üzere elimizde tuttuğumuz kalıptır. Kötü gidiyormuş gibi görünen şeyler gerektiği gibi karşılanırsa pekala tebdil-i kıyafet etmiş nimetlere dönüşebilirler. Yaşadığınız her şey kaçınılmaz bir yasanın sonucudur ve o yasayı yöneten yalnızca sizsiniz. Zamanın efendisi olun; bunun için gerekli olan düşünce şudur: “Bilinçaltıma belli bir işi, belli bir zamanda bitirmesi için emir verirsem, düşüncenin görünmeyen dünyası sayesinde başarılacağını bilerek ve buna güvenerek adeta kanatlanırım ve fazla çaba harcamadan işi başarırım.” Zaman insanların sonsuzluk ölçüsüdür. Bilinçaltının düşündüğümüz gibi bir zaman kavramı yoktur. Hayatımızı yönetmesine izin verdiğimiz zaman programları, kendi düşüncemizin ürünüdür. Hep şimdiki zamanda çalışır. Özne, zihin denen bilinçaltı, tamamıyla bilince bağlıdır. Bilinçaltına emirler verirken, onun zaman ve yerden habersiz olduğunu hatırlayalım. Onu koşullandıran bizleriz. Evet hayatımızı, geleceğimizi düşüncelerimizle yaratıyoruz İyi bir bellek için dört ilke; bizi etkileyen şeyler kolayca hatırlanır. Dikkat edersek, bilinçaltına kesin direktif verirsek, hatırlamak istediğimiz her şeyi hatırlarız. İyi bellek denen, çağırılmayı bekleyen bilgiyi hatırlama yeteneğine, her yaşta sahip olunabilir. · Dur-Bak-Dinle, Öğrenme süreci fikirlerin birleştirilmesine bağlıdır, Sizin için çalışmasını istiyorsanız belleğinize güvenin, Kendini yönetme, kesin sonuçlar getiren kesin bir eylemdir. Sakinleştirici haplar almadan rahatlama; hepimiz hayatın dış kenarında çok hızlı hareket etmenin sonucu olan karmaşanın esaretine düşeriz, sonra içimize dönmek, sakinleşmek ve asla karmaşaya düşmeyen, acele içinde olmayan ve rahatsız olmayan iç huzurunu yaşamak isteriz. Bu, var oluşumuzun gerçeğidir. Onu anlamamızı bekler yalnızca. Endişelenmeyi bırak, yaşamaya bak; endişe, zihinde dolaşan ince bir korku akıntısıdır, ne kadar uzun süre akarsa o kadar derin izler bırakır. Endişe her bakımdan bir sorun yaratıcıdır. Böylelikle bu akıntı, zihnin üretme kabiliyetinde azalmaya yol açar. Endişenin üstesinden gelmek için, endişenin hiçbir şey kazandırmadığını, sahibine zarar verdiğini, en büyük arzularımızın gerçekleşmesine engel olduğunu, uzun vadede hayatımıza olumsuz etkileri olacağını kabul etmek gerekir. Korku sizi yenmesin, siz korkuyu yenin; korku, insanlığın bir numaralı düşmanıdır. Korku, bir duygudur. Makul veya akılcı değildir. Düşmanınızın kim ya da ne olduğu hiç önemli değil, onun en güçlü silahı sizin korkunuzdur. Bu düşmandan korkmaya başladığınız an sizden güçlü duruma geçer. “Korkaklar bin kez ölür” derler. Her korku küçük bir ölümdür. Temelde her korku bir ölüm korkusudur. Ölümden korkmaktan kurtulursak, hayatla korkusuzca yüz yüze gelebiliriz. Ölüme “son düşman” denir; aslında o yenmemiz gereken ilk düşmandır. Hayatla mücadele etmek yerine, hayatla dans etmek daha akıllıcadır. Ancak bu demek değildir ki, insan yaşamı boyunca karşılaştığı her olayı kabullenip hiç direnmemelidir. Söylenmek istenen her konuda uzlaşıya kapalı bir direnç göstermenin anlamsızlığıdır. Olaylara gösterilen gereksiz direnç, boşa harcanan zaman ve enerjiden başka bir şey değildir. Gereksiz harcanan enerji, insanların zihinlerini %100 verimle kullanamamalarına yol açar. Evet, sigarayı bırakabilirsiniz; sahip olduğumuz alışkanlıkları gerçekten istiyor muyuz, yoksa direnç gösteremediğimiz için mi onlara bağlanıyoruz? Yapıcı ve yıkıcı alışkanlıklar vardır. Bilinçaltı ince eleyip sık dokumaz. Asla yargıda bulunmaz. Verdiğimiz emirleri harfi harfine yerine getirir. Biz emirleri veririz, bilinçaltı yerine getirmek için çalışır. Evet sigarayı bırakabilirsiniz; diğer herhangi bir alışkanlığınızı da yenebilirsiniz. Bu tamamen bilinçaltına verdiğiniz direktiflere bağlıdır. Kişi sigaradan kurtulmak istediğinde, bunun gerçekleşmesi için gerekli her şey yapılacaktır. Sigarayı ya da herhangi bir zararlı alışkanlığı bırakmak için; Sigarayı bırakmayı siz mi seçtiniz? Bu sizin seçiminiz olmalı, Bilinçaltına verdiğiniz emirler her zaman olumlu olsun. Bilinçaltı olumsuz emirleri anlamaz. “Artık sigara içmeyeceğim” demek yerine, “sigara içme alışkanlığından kurtuldum” tercih edilmeli, Kendiniz için yeni bir zincirleme reaksiyon hazırlayın. Yani sigara yakma dürtüsü hissettiğiniz anda nane şekeri yeme gibi davranışlar geliştirin, Kendinizi sigara alışkanlığından çoktan kurtulmuş hissedin. Uykusuzluk hastalığını yenebilirsiniz; herhangi bir şeye dikkati yöneltmenin zihni uyanık tuttuğu bulunmuş; çoğu zaman uykunuz için de geçerli bu. Uykunun mutlaka gerekli olmadığına, bedenimizin uyumadan da ihtiyacı olan dinlenmeyi sağlayabileceğine ikna olursak, bizi uyumaktan alıkoyan endişenin hakkından gelebiliriz. Aklın kendini yönetme gücü sayesinde, sonuç olarak bilinçaltının uyku fonksiyonuyla ilgilenmesini sağlayan emirleri zihninize verebilirsiniz. Bir daha uyanık olarak yatakta yattığınızda kendi kendinize şunları söyleyin. “Şimdi uyuyacağım, tüm bedenim gevşemiş durumda, aklım dingin, ben huzurluyum, şimdi uykuya hazırım.” Cesaretsizliğin çaresi; hepimiz ara sıra cesaretimizi yitiririz. Hayatın gerekli bir parçası olmamasına rağmen kimse ona karşı bağışıklı değildir. Cesaretini yitiren insan yalnız olmadığını, herkesin şu ya da bu şekilde düş kırıklığına uğradığını anlamalıdır. Cesaretinizi yitirdiğinizi hissettiğiniz an, oturun ve önünüze bir parça kağıt koyun. Özel bir probleminiz varsa tüm ayrıntılarıyla kağıdın bir yüzüne yazın. Sonra, öbür yüzüne mümkün olan tüm çözümleri yazın. Sonra, başka bir kağıt alın ve hayatınızdaki cesaret verici her şeyi yazın. Kazançlarınız, arkadaşlarınız, yetenekleriniz v.s. Artık bitti deyinceye kadar yazın bunları kağıda. Hayatınızdaki cesaret kırıcı şeylerin tümünü de kağıdın öbür yüzüne yazın. Hepsini boşaltın. Bunu yaptıktan sonra, cesaret kırıcı şeyleri sıraladığınız taraftakileri birer birer çizin ve “Bununla işim bitti. Hakkımdaki gerçek bu değil” deyin. Şimdi tüm dikkatinizi hayatınızdaki cesaret verici şeylere yoğunlaştırın. Dikkatimizi verdiğimiz şeyler gelişir, büyür. Dikkatimizi iyiye, olumluya ve doğruya yöneltirsek, yaşadıklarımız bunlar olur. Kendini iyi yönetme, sürekli huzurdur; her erkeğin ve kadının amacı olan gerçek huzur bir sükunet halidir; rahatsızlık endişe, sıkıntı ve heyecanlardan sıyrılmaktır. Hayat ve çevremizdekilerle uyum içinde olmaktır. Yaratıcı olmak için hayatla uzlaşmak gerekir. Her durumda dayanabileceğimiz iyi bir şey bulalım. Eski düşman direnci saf dışı etmenin en iyi yoludur bu. Her durumda olumlu karşılık vermeye çalışın. İyiyi bulun. Eleştiri veya suçlamada bulunmayın. Bu yöntemi bir hafta kadar deneyin; sonunda yaratıcılığa giden yolu bulduğunuzu göreceksiniz. İnsanların kendi yaşamlarını şekillendirmelerinde, karşılaştıkları durumları algılama biçimlerinin belirleyici etkisini vurgulayan bu kitapta herkes yaşamına aktarabileceği yararlı yaklaşım biçimleri bulacaktır. Her olaya değişik bir perspektiften bakarak mutlu bir hayat sürülebilir mi? Yoksa bu bir çeşit Polayanacılık mı?
submitted by Wildzax to u/Wildzax [link] [comments]


Git Ve Hayatının Tadını Çıkar- Depresyonda Dönüm Noktası Black’N White: Hayatın Tadını Çıkar Hayatın Her Alanında Tevhid  Muhammed Emin Yıldırım Barış Karakullukçu  Mükemmel olmak yerine hayatın tadını çıkarın! Mine Yildiz - Hayatın tadını çıkarın Sevgilimle bir günümüz nasıl geçiyor (hayatın tadını ... Akrep Burcu 'hayatın tadını çıkar, bırak, takma!'

Muhammed el-Arifi - Hayatın Tadını Çıkar Sözcü Kitabevi

  1. Git Ve Hayatının Tadını Çıkar- Depresyonda Dönüm Noktası
  2. Black’N White: Hayatın Tadını Çıkar
  3. Hayatın Her Alanında Tevhid Muhammed Emin Yıldırım
  4. Barış Karakullukçu Mükemmel olmak yerine hayatın tadını çıkarın!
  5. Mine Yildiz - Hayatın tadını çıkarın
  6. Sevgilimle bir günümüz nasıl geçiyor (hayatın tadını ...
  7. Akrep Burcu 'hayatın tadını çıkar, bırak, takma!'

Mine Yildiz - Ein bisschen Frieden (Song for World Peace) Almanca / Dünyada barış için - Duration: 3:01. Mine Yildiz 373 views Bu Satsangda, kronik depresyonla cebelleşen bir adam, hakiki doğasına uyanma dileğiyle gelir. Mooji Baba'nın rehberliğinde bir Öz-Araştırma, depresyon karşıs... Rabbimiz bizden, hayatımızın her alanında tevhidi istiyor. Allah, yaratma konusunda nasıl tek ise, rızık, korku, ümit, güç, sevgi gibi hayatın diğer alanlarında da tek söz sahibi ... Güzel dostlar, sevgi dolu anlar ve mükemmel bir fincan kahve. Tchibo For Black’N White filtre kahve ile içten gülümseten anların tadını çıkar. Abone olun ve ... #uzbekistan#türkiye ️ AKREP BURCU HAZİRAN 2020 KAHVE FALI I Akrep Burcu Kahve Fali (Akrep Burcu Haziran 2020 Kahve Falı) - Duration: 11:51. Burç Tivi 7,155 views Barış Karakullukçu Mükemmel olmak yerine hayatın tadını çıkarın! Turkcell Müşteri ve İş Analitiği Direktörü Barış Karakullukçu, Akdenizli bir anne ile Kara...